EN

Aramak istediğiniz ürünü yazın

Ofislerin Evrimi

Geleneksel olarak “ofis” dediğimiz mekanlar değişiyor. Teknoloji yaşamlarımızdaki yerini sağlamlaştırıp çalışma biçimlerimizi değiştirirken, şirketler de daha küçük alanlar kaplıyor ve sabit masaların sayısı azalıyor. Önümüzdeki 10-15 yılda tekrarlayan görevleri otomatize edecek, ofislerin çalışma alanlarından ziyade eleştirel düşünenleri ve sorun çözenleri bir araya getiren toplanma yerleri olmasına imkan verecek yeni yapay zekalar görebileceğiz. Ama hala pek çok soru yanıtsız: Hangi teknolojileri takip etmeli ve uyum sağlamalıyız? Yüksek teknolojili bir ofis neye benzeyecek? ESD’nin işyeri uygulamaları lideri Nathan Snydacker ve teknolojik hizmet uygulamaları lideri Nick Lawrence’a kristal küreye bakıp ne gördüklerini sorduk.

Esnek ve Genişleyebilen

Teknoloji trendlerinin en büyük katalizörlerinden biri, geleneksel, organik büyüme modelini terk eden şirketler. Bu tür şirketler için mekan tasarlamak zor olabilir zira bırakın yedi veya on yıl sonrasını altı ay içinde ne kadar büyüyeceklerini kim bilebilir? Nathan ve Nick’e göre burada anahtar, sınırlı alan ve mekan limitleri içinde yeterince esnemeye imkan veren modüler bir yaklaşım. Dolayısıyla ısıtma-soğutma, havalandırma yerleşimlerine, elektrik dağılımına veya kablo tesisatına bakarken Nathan sürekli olarak gerektiğinde nasıl genişletilebileceğini veya azaltılabileceğini düşünüyor. Bunu aklında tutan Nick de genellikle müşterileriyle kesintisiz bir kablosuz ortam fikrini görüşüyor; bu tür ortamlarda kablosuz ağ kablolu fiziksel ağın doğal uzantısı olurken bilgi ve güvenlik gereklilikleri ortak oluyor. Ayrıca ağların birleştirilmesini de ele alıyor ki bu durumlarda kullanıcılar kendi veri ağlarını - fiziksel güvenlik cihazlarını binanın otomasyon sistemine koymak gibi - fiziksel olarak birleştirilmiş tek bir ağda bulundurabiliyor. Böyle bir birleştirme kullanıcılara sermaye yatırımını ve altyapı ayak izini sınırlama imkanı vermekle kalmıyor, aynı zamanda duvarlardan ve zeminden dolaştırılan ve çalışma gruplarını sabitleyen kabloları en aza indirgeyerek gelecek için esnekliğe yardımcı oluyor.

Kağıdın Günleri Sayılı

Ofislerin evrimindeki en büyük savaş alanlarından birinin kağıt olduğunu söyleyen Nick’e göre kağıtsız ofisler henüz mümkün değil ama arşivleme alanı ihtiyacına ilave olarak basımın ekonomisi de giderek kağıt kullanımını azaltacak zira maliyetler finansal sonuçlara da baskı yapmaya başlayacak. Günümüzde iletişimin ve bilgi paylaşımın aracı mobil cihazlar; sanal depolama imkanlarının artması da buna eklendiğinde bir süre sonra arşiv odalarının ve dosya dolaplarının ortadan kalktığını görebiliriz.

Gelecekte Wi-Fi

LED aydınlatma armatürlerinin işlevlerini baz alan ve Wi-Fi’dan 100 kat daha hızlı olduğu iddia edilen kablosuz ağ sistemi Li-Fi, daha pazarlanabilir olma yolunda büyük adımlar atmasına rağmen hala sürekli LED ışık kaynaklarına fazla bağımlı diyor Nathan. Bu sorunlar giderilene kadar Wi-Fi birincil bağlantı yöntemi olmaya devam edecek ama hem Nathan, hem Nick Wi-Fi bağlantıların yenilikçi kullanımlarını heyecan verici buluyor. Örneğin Nathan’ın değindiği “beacon” sisteminde ofisin Wi-fi bağlantısı Google Maps veya Waze gibi bir uygulamayla mobil cihaz kullanarak bir ziyaretçiyi toplantı odasına yönlendirebiliyor. Nick’in sözünü ettiği WiDi gibi kablosuz görüntüleme teknolojileri ise sunumların, üçüncü parti çözümleri, pahalı projeksiyon cihazları ve kablo kalabalığı yerine doğrudan cihazdan yapılmasına imkan veriyor. Yazılım ve donanımlarda farklar ve uyumsuzluklar olması nedeniyle hala % 100 “tam pişmiş” olmamasına rağmen, önümüzdeki birkaç yılda hızlı ilerleme bekleyebileceğimize inanıyor Nick. İkilinin pek övdüğü bir başka teknoloji ise ofisin farklı bölgelerinde aydınlatmayı ve ısıyı kontrol etme imkanı sunuyor. Nick, maliyeti oldukça yüksek olsa da bu teknolojinin daha kontrollü ve akıllı bir ofis ortamı gibi pek çok fırsat sunacağına inanıyor. Örneğin, rezervasyon sistemine göre uzun süre kullanılmayacağı görülen bir toplantı odasının ısısını düşürmek ve sunum sistemlerini kapatmak enerjiden tasarruf sağlarken sistemlerinin ömrünü uzatacak.

Herkes için Tek Tip Olmaz

Nathan’a göre  yeni teknolojilerin benimsenmesini destekleyen başlıca faktörler, bir şirketin kültürü ve sektörü. Bir şirket erişilebilir teknolojilerden yararlanan, açık plan serbest oturma düzeni olan yenilikçi bir ofis istediğinde bu tür değişikliklerin çalışanların üretkenliğini ve etkileşimini nasıl etkileyeceğini dikkate almak önemli. “Bu evrimin ilginç bir zorluğu oldu” diyor Nick. “Açık ofis konseptine oldukça direnç gösteriliyor, özellikle de yüksek ortam sesine ve kişisel alan yokluğuna alışık olmayan bazı kişiler eski düzene dönmek istiyor.” “Açık ofis düzeni eğilimine karşı çok dramatik bir tepki” olarak dış sesi azaltan ve izole eden kocaman kulaklıklar takan insanlar görmek çok şaşırtmıyor diye ekliyor. İster yönetmeliklere uyum veya IT ekibinin rahatsızlığı olsun, servis düzeyi anlaşmalarında vaat edilen 1GB/sn bağlantıları garanti eden kabloları atma isteği pek görülmüyor. Bu nedenle her şirketin kendi içinde bir denge bulması önemli diye ekliyor Nathan. “Bence işyeri tasarım dünyasının hala bu farklılıkları ele alması gerekiyor” diyen Nick, şöyle devam ediyor: “Geldikleri anda kişisel hissedebilecekleri alanlar yaratabiliriz ama insanlar hala her şeyin belli bir yerde olmasını istiyor. Yani henüz o aşamaya gelmedik”.

Sürecin Evrimi

ESD ekibi her yeni projede teknolojinin mekanik, elektrik, sıhhi tesisat ve diğer sistemlere entegre edilmesini sağlamak ve sahiplenmek için kendini sürekli sorguluyor. Ne de olsa ofisin kullanıcısı yeni bir toplantı odasına girer ama ses ve görüntü sistemiyle etkileşim kuramazsa, bir daha kullanmayacaktır ve harcanan para da çöpe gidecektir diyor Nick. Bu denli entegrasyon, ciddi koordinasyonun yanı sıra teknolojiyi “işin mükafatı” olarak gören geleneksel tasarım sürecinden vazgeçilmesini de gerektiriyor Nathan’a göre. Aksine, teknoloji müşteriyle daha ilk toplantıda ele alınmalı, sadece mekanda o an için mümkün olanlar değil aynı zamanda sürekli nasıl güncel tutulacağı da tartışılmalı. Örneğin, artık geçerli olmayan, aşırı komplike kontrol sistemlerinizi değiştirmek için duvar panellerini yıkmak istemeyeceksinizdir. Nick’in anlattığına göre ESD, işleri somutlaştırmak için sürecin başlarında bütçesel fiyatlandırma yapıyor ve bu sayede tasarım ekibinin projenin kapsamına, takvimine ve bütçesine mümkün olduğunca bağlı kalarak etkinlikle hareket etmesi sağlanıyor.

Gelecek Şimdi

Teknoloji, çalışma alanlarının hem fiziksel mekan hem de üretkenlik anlamında gelişmesine yardımcı oluyor diyen Nathan, çalışan başına ortalama alanın (yaklaşık 23 metrekareden) yaklaşık 14 metrekareye düştüğünü ifade ediyor. Bu trendlerin kendi müşterilerinde uygulandığını da görmüş. İleri teknolojik bir finansal hizmetler firması, büyük ve pahalı ekipmanları ve işlem masalarını atıp tüm ekipmanın ve soğutmanın geri planda depolandığı bir sanal masaüstü modeline geçmiş. Bu yeni düzen müşterinin fiziksel alan ihtiyacını azaltmanın yanı sıra sermaye ve faaliyet harcamalarından milyonlar tasarruf edilmesini sağlamış. Başka bir müşterilerinin fiziksel alanı ise birkaç binadan oluşan bir yerleşkeden 55 bin metrekarelik tek binaya düşmüş, kablosuz ortamda serbest oturma planı benimsenmiş. Nick ve Nathan, bir yandan direnç olsa da giderek daha fazla sayıda şirketin yakında teknolojiyi fiziksel ortama entegre etme yaklaşımının faydalarının ve rekabet avantajlarının farkına varacağına inanıyor.


Kaynak

https://www.bisnow.com/chicago/news/office/what-will-the-office-of-the-future-look-like-57744?utm_source=CopyShare&utm_medium=Browser 

CpqX7SmXEAApJn_



Ofiste Ergonomi Ofiste CARNIVAL havası!