Type the product name you want to search.

AKINERİ NEFESLİ SAZLAR

Türkiye’de müzik eğitimini tamamladıktan sonra yerleştiği Finlandiya’da fagotunu tamir ettirebileceği bir atölye bulamadığında, hayatının sonuna kadar büyük bir tutkuyla sürdüreceği mesleğini bulan Aydan Akıneri, bugün İzmir’deki Akıneri Nefesli Sazlar atölyesinde enstrüman bakım onarımı ve imalatını büyük bir özveriyle yapmaya devam ediyor. Aydan Akıneri ile yarım yüzyılı bulan enstrüman tutkusu ve zanaatkarlığı üzerine ilham veren bir söyleşi gerçekleştirdik. 

45 yılı geçkin bir çalgı yapım ve onarımı deneyiminiz var. İşin perfomans yönü yerine üretim yönünü seçmenize neden olan şey neydi?

1973 yılına dek uzayan bir hikaye aslında… 1972 yılında yerleştiğim Finlandiya’nın Pietarsaari şehrinde Stig Forsman’ın öğrencisi iken fagotumda tamir gerektiren bir sorun ile karşılaştığımda, şehirde bir tamir atölyesi olmadığını fark ettim. Çalgı tamir için Almanya’ya gönderildi. Kararımı vermiştim. Aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ünlü Ferre firmasından aldığım aletlerle bu bakım onarım atölyesini açtım. Aynı firmanın eğitim çalışmalarına katıldım. Yıllar sonra Türkiye’ye döndüm. Sırasıyla Ankara Bilkent Üniversitesi’nde Orkestra Müdürü ve luthier, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nde luthier olarak çalışmalarımı sürdürdüm. Onca tecrübeden sonra artık ülkem için de bir şeyler yapma zamanı gelmişti. Kendimi sol klarnet imalatı içinde buluverdim ve hayatımın en az son on yılını bu işe adadım.

Bir çalgı yapım ve onarım teknisyeni ne yapar?

Teknisyen demek çok doğru bir terim değil. Çünkü işin içinde sanatsal bir boyut da var. Her ne kadar yaptığımız iş zanaatsa da iş müzik aleti olunca bunun yanına sanatın olmazsa olmazı estetik kaygıyı koymazsanız iş musluk tamir etmeye benzer, daha ileri taşıyamazsınız. Kısaca el becerisinin yanında bir çalgı yapım, bakım ve onarım ustasında estetik bir görüş olmalı.  Çalgı yapım, bakım ve onarım ustalarına “luthier” deniyor. Fransızca kökenli ve daha çok keman yapım ve onarımcılarına verilen ad. Benim gibi ağaç ve bakır üflemeli çalgı yapım, bakım ve onarım ustalarına “woodwinds repairman” ya da “brass repairman” gibi adlar da kullanılıyor. Günümüzde tümü için daha çok luthier denmekte.

Başlangıçta yapım ve onarım için hangi araçlara ihtiyacınız olduğunu nasıl belirlediniz?

Eğer konu ilginizi çekiyor ve seviyorsanız araştırma yapmak, zorlukları yenmek daha kolaydır. İşinizi seveceksiniz. Ben de çok sevdiğim için araştırarak, çok çalışarak bu bilgilere ulaştım.

Çalgı yapım ve onarımı için eğitimin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz yoksa bu tutkuyu keşfederek peşinden gitmek midir asıl önemli olan?

Kesinlikle eğitim gerekli. Ancak biraz önce söylediğim gibi işinizde başarılı olmak istiyorsanız, işiniz sizde tutku halinde olmalı. Buna bir de tutkun olduğunuz alanda eğitim almayı eklersek, ister istemez başarı gelecektir. Unutulmaması gereken çok önemli bir konu şudur; tutku da olsa, eğitim de olsa yeteneğiniz yoksa başarınız da sınırlı olacaktır. Yeteneği asla göz ardı etmemek gerek.

_MG_8919
_MG_9050
_MG_9066
_MG_9097
_MG_9218

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin tüm üflemeli çalgıları size emanetmiş. Çoğu çalgı yapım teknisyeni aslında ürettikleri ya da tamir ettikleri enstrümanları yakından tanıyan yetenekli müzisyenlerdir. Sizi üflemeli çalgıları daha yakından hissetmeye iten şey neydi?

Bir şehirde, kasabada, köyde olmazsa olmaz nedir? Küçücük bir yerleşim alanın da bile mutlaka bir sağlık ocağı vardır. İnsanların en birincil ihtiyaçlarından biri. Devletler, halkın en temel bu ihtiyacını karşılamak zorunda eğitim ile birlikte. Olmazsa olmazı yaşamın. İşte enstrümanlarda orkestraların biricik elemanları değil mi? Onlar rahatsızlandığında kim ilgilenecek? Tabii aslında benzetmeyi insan üzerinden yapmam konunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için. Gerçekten enstrümanı çalan, kendi çalgısı hakkında ufak tefek onarım bakım bilgilerine sahip olmak durumunda. Ancak bir cerrahın ameliyathanenin araç ve gereçlerine hakim olduğu kadar, bir cerrahın becerisi gibi şeylere sahip olmak zorunda değiller. O iş bizim işte. Çalgıları biz iyileştirir, ömürlerini uzatır ve daha da ilerisi yenilerini yaparız. Şunun altını da önemle çizmek isterim. Bir çalgı yapım, bakım ve onarım ustası, uzmanı olduğu enstrümanı veya enstrümanları biraz da olsa çalabilmeli de. Ben müzik eğitimimi saksafon üzerine aldım ve yıllarca bando ve orkestralarda çaldım. Diğer üflemelileri de elime aldığımda mutlaka basit bir do majör – la minör gamı çalabilirim. Atölyemize bir orkestrada gördüğünüz ne kadar üflemeli çalgı varsa bakım ve onarıma gelir. Flütten tubaya, fagota kadar… Eğer uzmanı olduğunuz alandaki çalgıları birazcık da olsa çalamıyorsanız, tamir edip onardığınız çalgının gerçekten iyileşip iyileşmediğini test edemezsiniz.

Türkiye'de klarnet satın almak isteyenler daha çok Türk müziğine mi yoksa batı müziğine mi ilgi duyarak geliyorlar? Diğer yandan siz klarnetin hobi olarak öğrenmek için doğru bir üflemeli çalgı olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye’de klarnet satın almak isteyenler daha çok Türk müziğine ilgi duyarak geliyorlar. Si Bemol klarnet çalan elbette daha az. Hobi olarak çalmak için gayet uygun bir çalgı.

Doğu ve batı müziğini sentezlemek için üflemeli çalgılar arasında klarnet sanki biçilmiş kaftan gibi gelir bana hep. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Evet doğru söylüyorsunuz. Sol ve Si Bemol klarnetlerin elbette bazı farklılıkları var. Temel olarak çalgı aynı ancak ses sınırları, rengi, anahtarlar, dizilimleri farklı. Ancak bu sizin batı ya da Türk müziğinde bir şeyler çalmanıza büyük ölçüde engel değil. Özellikle son dönem pop müzik, dünya müzikleri gibi türlerde klarnet çok popüler. Caz müziğindeki yeri de çok önemli. Türk müziğindeki yerinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.

En sevdiğiniz klarnet eserini sorsak.

Si Bemol klarnet için Mozart’ın La Majör Klarnet Konçertosu. Muhteşem... Sanki Mozart klarneti anlatan her şeyi bu konçertoda notalara döküp sese dönüştürmüş.

Atölyenizde tipik bir gün nasıldır?

Sabah oldukça erken kalkarım. En geç 9:00-9:30 arası atölyemde olurum. Belki inanmayacaksınız ama bazen atölyemden 20:00’da ayrıldığım olur. 19:00’dan önce çıktığım çok nadirdir. Hemen çayı koyarım. Bilgisayardan güzel bir müzik eşliğinde, ki gün boyu müzik yayını susmaz atölyede, güne başlarım. Tezgahımda mutlaka beni bekleyen bir enstrüman vardır. Hemen bir bakarım. Bugün ne yapacaktık? Tıpkı doktorların sabah visit’i gibi… Bir gözden geçiririm son durumunu ve ardından işe koyulurum.

Bunun yanı sıra ürettiğimiz sol klarnet, barel ve kalak da var. Sipariş üzerine yapıyoruz. Bir klarnetin üretimi öyle bir çırpıda biten bir iş değil. Yaklaşık bir ay sürer kabaca. Önce yıllanmış ham ağacı alırsınız. Sonra o ağaç özel bir makinada şekillenir. Sonra şekillenen ağaç birtakım işlemlerden geçer. Perdeler ayrıca tek tek hazırlanır. Sonra tüm bu parçalar birleştirilir. İnce ayarlar yapılır. Çok meşakkatli ama bir o kadar da zevklidir. Düşünsenize, çok sevdiğiniz bir işi yapıyor, bir ağaca ses veriyorsunuz.

Sanmayın ki yalnızca tezgahım ve benim ile sınırlı işler. Cevaplanacak telefonlar, kargolanacak enstrümanlar, atölyenin ihtiyaçları vs. vs. gibi daha birçok konu… Elbette benden başka çalışanlar da var atölyede ancak ilk ve son sözü ben söylediğim için işim hiç bitmez. Bitmesini de istemiyorum zaten. Çünkü işimi çok seviyor ve büyük bir tutku ile yapıyorum. Herkese de tutku ile yapacakları, sevdikleri işlerle uğraşmalarını öneriyorum. Çünkü ancak o zaman karşılaştığınız güçlükler sizi fazla yorup üzmeyecek, hayat daha güzel olacaktır…

Akıneri’nin geleceği için farklı planlarınız var mı?

Çok uzun bir gelecek, elbette yaşımı düşünürseniz biraz hayalperestlik olur galiba… Ancak inanın hep bir plan, değişiklik fikri vardır kafamda. Bu devinim hiç bitmez içimde… Açıkçası bitmesini de pek istemiyorum. Beni ben yapan da bu olmalı…

Değerli vaktiniz için çok teşekkür ederiz.

Buralara kadar geldiğiniz, beni insanlarla buluşturmak için fırsat verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.


BİR KIVRIMDAN ÖĞRENEBİLEC... DANIEL & OLIVER PIVA